Beni kundura ustasının yanına çırak olarak verdi. 9 yaşında yarı aç, yarı tok çalıştım. Günde bir simitle karnımı doyuruyordum, haftalık bile vermiyorlardı. Babam ölünce de mecbur kaldım çalışmaya. Mesleğimi geliştirmek için yaklaşık 10 yıl İstanbul’da çalıştım. Kunduracılığın inceliklerini burada öğrendim. El işçiliği ile fabrikasyon üretim arasında büyük fark var. Zaten İstanbul’da çalışmasaydım bu işi öğrenemezdim. Bu işin püf noktaları çok. Şimdi bu ayakkabıları fabrikalar yapıyor. Fabrikaların yaptığı ayakkabılarda taban astarı yok, el işi kalktı. Ben hepsini el işi kendim yapıyorum. İşte onun için mesleğime sarıldım. Çalışıp duruyorum” diye konuştu.







